Bazen kendinizi hiç anlamlandıramadığınız bir öfkenin, derin bir kırgınlığın ya da aniden gelen bir geri çekilme arzusunun içinde buluyor musunuz? Örneğin, partneriniz mesajınıza biraz geç cevap verdiğinde içinizi kaplayan o yoğun değersizlik hissi... Ya da iş yerinde aldığınız ufak bir eleştirinin, günlerce uykunuzu kaçıracak bir başarısızlık sendromuna dönüşmesi...
Dışarıdan bakıldığında mantıklı, eğitimli, hayatını elinde tutan bir "yetişkin"siniz. Ancak o kriz anlarında verdiğiniz tepkiler, sanki 30 yaşındaki bir kadına değil de, köşeye sıkışmış 7 yaşında bir çocuğa ait gibi.
Merak etmeyin, yalnız değilsiniz. Psikoloji bilimi bize çok çarpıcı bir gerçeği fısıldıyor: Bugün yetişkin halimizle verdiğimiz aşırı, orantısız ve can yakan tepkilerin çok büyük bir kısmı, çocukken karşılanmamış o en temel ihtiyaçlarımızın çığlığıdır.
İçimizdeki Çocuk Kim ve Neden Yaralı?
"İçimizdeki çocuk" kavramı, edebiyata ait romantik bir metafor değil; psikoterapide (özellikle Şema Terapi ve Transaksiyonel Analiz ekollerinde) sıkça kullandığımız somut bir gerçekliktir. Çocukluk döneminde hepimizin hayati derecede ihtiyaç duyduğu bazı duygusal besinler vardır:
Güvenli bağlanma (Koşulsuz sevilme ve korunma hissi)
Özerklik (Kendi başına bir şeyler başarabilme izni)
Kendini ifade etme (Duygularının, ağlamasının, öfkesinin kabul görmesi)
Gerçekçi sınırlar (Dünyayı öğrenebileceği güvenli bir çerçeve)
Eğer büyüme yolculuğunda bu ihtiyaçlar "Görülecek ne var?", "Ağlama, erkekler/güçlü kızlar ağlamaz", "Sen bilmezsin, bırak ben yaparım" ya da sürekli bir eleştiri yağmuruyla geçiştirildiyse, orada bir yara açılır. Ve o çocuk, büyümez. Zaman durur, o yaranın başında nöbet tutmaya başlar.
Zaman Makinesi: Tetiklenme Anları
Yetişkinlik hayatımızda bir olay, çocukluktaki o eski yaraya dokunduğunda zihnimiz adeta bir zaman makinesine dönüşür. Biz buna psikolojide "tetiklenme" diyoruz.
Diyelim ki çocukken ne yaparsa yapsın babasına yaranamamış, hep "daha iyisini" yapması istenmiş birisiniz. Bugün patronunuz yaptığınız harika bir sunumun ardından sadece "Şu grafiği biraz daha geliştirebiliriz" dediğinde, yetişkin zihniniz bunu mantıklı bir geri bildirim olarak algılayamaz. İçerideki o yaralı çocuk aniden uyanır ve bağırır: "Yine yetersizim, beni yine beğenmediler!"
Sonuç mu? Ya aşırı savunmacı bir öfke patlaması yaşarsınız ya da tamamen içinize kapanıp kendinizi sabote edersiniz. Tepkiniz o anki patronunuza değil, aslında yıllar önceki o onaylamayan babayadır.
Yetişkinlikteki Maskelerimiz
Karşılanmamış ihtiyaçlar, kendilerini yetişkinlikte çok net davranış kalıplarıyla gösterir. Kendinizi bu maddelerden hangisinde buluyorsunuz?
Aşırı Vericilik / "Hayır" Diyememek: Çocukken sadece uslu durduğunda, yardım ettiğinde veya başarılı olduğunda sevilen çocuk; büyüdüğünde herkesi memnun etmeye çalışan bir "insan sarrafı" olur. Çünkü sevilmenin tek yolunun feda karlık olduğuna inanmıştır.
Mükemmeliyetçilik ve Kontrol Tutkusu: Evinde kaos, huzursuzluk veya öngörülemez bir ebeveyn olan çocuk; büyüdüğünde hayatın her detayını kontrol etmek ister. En ufak bir plansızlıkta panik yaşar, çünkü kontrolü kaybetmek onun için çocukluktaki o güvensiz kaosa dönmektir.
İlişkilerden Kaçmak veya Aşırı Yapışmak: Terkedilme korkusu yaşayan yaralı çocuk, yetişkin olduğunda ya partnerini boğacak kadar bağımlı hale gelir ya da "Nasıl olsa gidecek" diyerek kimseyle derin bir bağ kurmaz, ilk o kaçar.
O Çocuğun Elinden Tutmak
Peki, geçmişin bu sessiz sabotajcısından kurtulmak mümkün mü? Geçmişi değiştiremeyiz ama geçmişin bugünkü canımızı yakma biçimini değiştirebiliriz.
İyileşme, o anki aşırı tepkinizi fark ettiğinizde başlar. İçinizde fırtınalar koparken durun ve kendinize sorun: "Şu an kaç yaşındayım ve aslında neye ihtiyacım var?"
O an hissettiğiniz şey sevgisizlik mi, yalnızlık mı, yoksa haksızlığa uğramışlık mı? Bunu fark ettiğinizde, o ihtiyacı artık anne-babanızdan, partnerinizden ya da patronunuzdan talep etmeyi bırakırsınız. O çocuğun ihtiyaç duyduğu şefkati, korumayı ve "Sen değerlisin" cümlesini ona verecek kişi artık karşınızdaki insanlar değil, bugünkü yetişkin halinizdir.
İçinizdeki yaralı çocuğun elinden tutun; çünkü o, iyileşmek için yıllardır sadece sizin ona bakmanızı bekliyor.